"İnsan kaynak değil, bir değerdir."
  • Yayın Tarihi :30-04-2015
  • (Puanı 0.0/5 Yıldız) Toplam Oy: 0

Aret Vartanyan kitapları ve eğitimleriyle, bireyin, kendi anlamını bulmasına yardımcı oluyor. Gerçekleştirdiğimiz söyleşide Vartanyan, Yaşam Atölyesi ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Aret Vartanyan olarak bize özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

1978 yılında İstanbul Beyoğlu'nda sevgi yüklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Annem Rum, babam Ermeni, anneannem İtalyan, dedem Rus, büyükannem Musevi, kuzenlerim ülkü ocakları başkanı olunca oldukça renkli bir çocukluğum oldu. Her bayramın, ritüelin kutlandığı, kutsandığı bir çocukluk. Bir de buna Beyoğlu’nun, Cihangir’in zenginliklerini eklersek kendimi şanslı bulduğumu söyleyebilirim.

Kendimi bildim bileli yaşamdaki varoluşumu, niye yaşadığımı sorguladım. İnsanları gözlemledim, meraklı bir çocuk olarak bolca soru sordum. Ancak bana yetmedi. Cevaplar hep asılı kalıyordu. Cevaplarımı kitaplarda aramaya başladığımdaysa harçlığımın sahaflarda kitap almakta yetersiz kaldığını farkettim. Düzenli olarak günlük tutuyordum, sürekli bir şeyler karalıyordum ve sonrasında bunu paraya nasıl çevirebileceğimi buldum. Hikayeler yazmaya ve bunları zımbalayarak satmaya başladım. 9 yaşında ilk daktiloma doğum günü hediyesi olarak sahip oldum ve daha fazla yazabildim. Yazdıklarımdan kazandığım parayı da kitaplara yatırıyordum. Çince klasikleri okuyarak başladım. Tolstoy, Dostoyevski, Balzaq, Panait Istrati derken bir gün sahafta Nietzsche ile karşılaştım. Yaşamımdaki dönüm noktalarından biri oldu.

12 yaşında Aikido yapmaya başlayınca Doğu felsefesine yakınlaştım, go oynamaya başladım. Artık daha uzun yazmaya, farklı kurgular yapmaya başlamıştım. Ortaokul, lise bitti ve ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde önce Lisans sonra Yüksek Lisansı tamamladıktan sonra teoloji okumak istedim. Burslu olarak Oxford Üniversitesi’nde Teoloji okudum. Öncesinde ise reklam ajanslarında çalışmaya başlamıştım.
2004 yılında döndükten sonra bir yandan iş hayatıma devam ettim, bir yandan da Internet sitemi kurarak yazdıklarımı daha geniş kitlelerle paylaşmaya başladım. Hayalimde ise Yaşam Atölyesi projesi vardı. 2007 yılında web sitem en çok tıklanan yazar sitelerinden biriydi ancak kitabım yoktu. 2008 yılında bir yayınevi geldi ve ilk kitabın yayımlanmasının ardından her şey çok hızlı gelişti. 2009 yılında Yaşam Atölyesi hayata geçti. Ardından 4 kitap daha geldi ve kurumsal hayattan ayrıldım. TV programları başladı ve bugüne geldik. Bugün yapmayı sevdiklerim ve birlikte yürüdüğümüz geniş bir kitleyle hayatımın yeni sayfalarını yazıyorum.


Yaşam Atölyesi Türkiye’de pek alışılagelmemiş bir proje. İlk olarak nasıl oluştu bu fikir? İnsanların yaklaşımı nasıl oldu?

Açıkçası Yaşam Atölyesi doğarken bugün gelebileceği noktaya en azından bu kadar kısa zamanda gelmesi beklediğim bir şey değildi. Bugün de pek farkına varamıyorum. çünkü ben hala en sevdiğim şeyi yapmaya, bir anlamda varoluşumu yaşamaya devam ediyorum. Bugün bir konuşmada, bir programda Yaşam Atölyesi’ni ifade ederlerken 257 bin katılımcısı, 1,4 milyon üyesiyle Türkiye’nin ilk ve tek Kişisel Dönüşüm Akademisi dendiğinde ben ilk güne gidiyorum. Bir arkadaşımdan kiraladığım bir avukatlık bürosunda benimle buluşan 5 kişi. O gün neler yapmak istediğimi, nasıl ilerleyeceğimi anlatmıştım. İlk ay sonunda 120 kişi olmuştuk. Ardından Asmalımescit’te küçük bir atölye, sonrasındaki süreçte de bugüne gelindi.




Yaşam Atölyesi Türkiye de şu an nerede ve gelecekteki hedefleri neler?

Yaşam Atölyesi, 257 bin katılımcı ve 1,4 milyon üyeye ulaşınca artık İstanbul'a sığmadı. İnsanın olduğu her yer Yaşam Atölyesi'nin buluşma noktası. Artık ülke geneline ve yurtdışına açılma zamanı geldi. Bunu yapabilmek için de Türkiye'nin en güçlü altyapıya sahip eğitim programını Kadir Has üniversitesi ile birlikte oluşturduk. Titizlikle seçilen adaylarımızla uzun soluklu bir çalışmanın ardından, Yaşam Atölyesi'nin Kişisel Dönüşüm Danışmanları yetişiyor. Farklı illere ve yurtdışına Yaşam Atölyesi'ni taşıyacak olanlar da onlar. Her yıl 48 aday kabul ediyoruz. Bir diğer açılım da iş dünyasına yönelik oldu. Şirketlerde insanlardan oluşuyor ve mevcut sistem tıkandı. Kurumlara getirdiğimiz sıradışı programlarla iş dünyasında değişimin, gerçek anlamda insan odaklı anlayışın yerleşmesi için çalışıyoruz. Son bir şey de yelpazeyi genişletiyoruz. Kişinin kendini tanıması, üzerine bir şeyler koyması, edebiyat, sanat, felsefe olmadan mümkün değil. O yüzden de geniş bir yelpazeye yayılan workshoplarla döngüyü tamamlıyoruz.

Diyelim ki bu programa katıldım ve bitti. Yaşam Atölyesi bana ne katar?

Biz önyargısız kucaklıyoruz herkesi. Akıl vermek değil derdimiz. Herkes akıl veriyor. Her bir insanın, kendini keşfedebilmesi, sonrasında da yolculuğunu gerçek kılabilmesi için bir zemin hazırlıyoruz. Bazen felsefe, bazen sanat, bazen uygulamalar, bazen psikoloji...

Yaşam Atölyesi’nde Eğitimlerden önce temel bir yaklaşım var. Yaşam, yaşayarak öğrenilir. Bunu kimse, kimseye veremez. Günümüzde birçok popular kavram var: Çekim yasası, pozitif düşünce, kuantum, evrene doğru mesajı vermek vb. Hepsi doğru. Yalnız günlük hayat bizi bir yarışa sokuyor. Sürekli bir koşuşturmacanın içindeyiz. Hedefler, yenileniyor, biri bitiyor yenisi geliyor. Sorumluluklarımız var. Bütün bu gürültünün içinde insan var. Duygularımız, hayallerimiz var. Sen ne istiyorsun? Nereye gidiyorsun? Ve bunu bugün birçok kişisel gelişim çalışmasında yapıldığı gibi hazır formüllerle, altın kurallarla bulamazsın, nefes alamazsın. O yüzden önemli olan dikte etmek değil, anahtarları vermek.

Yaşam atölyesinde tüm çalışmalar, bu yıl itibariyle globalleşme sürecimizin de etkisiyle Re-Code adı altında toplandı. 2008’de Kişisel Dönüşüm kavramını tanıştırmıştık, şimdi ise Kişisel Dönüşüm ile Mindfulness yaklaşımını bütünleştiriyoruz. Mindfulness kavramını Türkiye’ye uyarlayarak ve Bilinçli Farkındalık Sistemi olarak adlandırarak çalışmalarımızın derinliğini artırıyoruz.

Bir diğer ana modül ise Kişisel Dönüşüm Danışmanı yetiştirme programımız. Bunların dışında ise geniş bir yelpazeye yayılan workshop çalışmalarımız var. Birebir danışmanlık ise artık çok limitli gerçekleştiriliyor. Re-Code ve Wake Up olmak üzere kişisel dönüşüm programlarımız var. Wake Up, 4 haftalık bir program ve tamamen benim tarafımdan gerçekleştiriliyor. Ben kimim, ne istiyorum, yaşam amacım ne ve nasıl gerçek kılacağım sorularının cevaplarını sıradışı bir işleyiş ile sorguluyor.


Re-Code ise, hayallerin hedefe dönüşmesi ve hedeflerin gerçekleşmesi yönünde 12 haftalık bir program. Burada benim dışımda alanlarının önde gelen isimleri yer alıyor. Yaşamın farklı kulvarları ve bireyin yaşamının vazgeçilmez alanları ayrı ayrı ele alınıyor. İlişkilerden kariyere, beslenmeden cinselliğe, kuantumdan nefese, ebeveyn çocuk iletişiminden para yönetimine geniş bir içeriği paylaşıyoruz. Ardından her bir katılımcı ile tek tek birebir çalışmalarda yol haritaları çıkartılıyor ve takip süreçleri başlıyor. Bütün süreçlerde ise deneyimi yaşatmak önceliğimiz. Herkes zaten ne yapması gerektiğini, nasıl yaşaması gerektiğini çok iyi biliyor. Önemli olan bunu hayata geçirebilmek. Bilgi tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. Bilgelik bilgi ve eylemin birleşmesiyle geliyor. Yaşam Atölyesi’nin bugün kullandığı yazılım altyapısı birçok büyük şirkette bulunmuyor. Uygulama çalışmalarının ve işleyişin ise bir örneği yok. Çünkü önemli olan her bir katılımcının hayatında gerçekten fark yaratabilmek ve ihtiyaç duyulan destek her ne ise onu verebilmek. Bunu kısa vadeli değil, uzun vadeli gerçekleştirebilmek.

Kurumsal hayatta deneyimi olan biri olarak Türkiye'deki kurumsal eğitimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'de kurumsal eğitimler ne yazık ki hala paket programlar şeklinde sunuluyor. Oysa ki her şirket de her insan gibi birbirinden çok farklı. İhtiyaçlar doğru analiz edilmeden eğitim veriyor birçok şirket. Bu çok yanlış. Öncelikle eğitim verilecek firmayı iyice tanıyıp, eksiklikleri tespit ederek, bunun özelinde bir reçete sunmak doğru olan.

Sizin verdiğiniz kurumsal eğitimlerin diğer eğitimlerden farkı nedir?

2008’den bugüne yaklaşık 257.000 kişiyle buluşan Yaşam Atölyesi, kurumsal eğitimlerini artık AVCT markası altında yürütüyor. Yaşam Atölyesi çatısı altında sektörlerinin öncü global/yerel şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz uzun soluklu çalışmalarımızı AVCT çatısında devam ettiriyoruz.

İş dünyasının da insanlardan oluştuğunu, şirketlerin de insanlar gibi nefes aldığını, hayalleri olduğunu, iniş ve çıkışları yaşadığı gerçeğinden hareket ederek kurumsal eğitimler sunuyoruz. ’insan kaynak değil, bir değerdir’ yaklaşımını tüm eğitim çalışmalarımızın odağına yerleştiriyoruz.

Çalışmalarımızın dizaynından, uygulama aşamasına kadar alışılanın dışında bir yaklaşım sergiliyoruz. Hazır eğitimleri değil, tamamen şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik özel dizayn edilmiş çalışmaları yaşama geçiriyoruz.

Bize biraz verdiğiniz kurumsal eğitimlerden bahsedebilir misiniz?

İki yıl önce AVCT (Aret Vartanyan Corporate Training) markası altında kurumsal eğitimleri, bireysel eğitimlerden ayırdık. Global/yerel lider marka ve kuruluşlarla çalışıyoruz. Paket programlarımız yok. Davet geldiğinde gidiyoruz, dinliyoruz, tailor made tamamen özel programlar oluşturuyoruz ve gerekirse İK’dan satışa tüm süreçlere dahil olarak uzun soluklu çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda AVCT üzerinden konuşmacı olarak da çok sayıda kurum ve organizasyonla çalışıyoruz. Buradaki çalışmalarımızın temeli de alışılmışın dışına çıkmak. Yeni dünya iş dünyasını çok hızlı değiştirirken, çalışan profili de çok hızlı değişiyor. Biz burada da değişimi, dönüşümle gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bugün maalesef hala birçok şirket teknik eğitimlerin dışına çıkamazken, çalışan ile iletişimi de birkaç aktiviteden ibaret görüyor, ancak bu gerçekten hiçbir sonucu değiştirmiyor. Ayrıca, benim markalarla ilgili özel çalışmalarım da AVCT üzerinden yürüyor. Gerek gençlere gerek kadınlara yönelik platform kurma ve yönetme başta olmak üzere, önemli projeler gerçekleştiriyoruz. Kariyer Danışmanlığı çalışmaları ise bireyin kendisini yansıtacak işi bulmasına yönelik özel çalışmaları içeriyor. Zuhal Gürçimen ile özel buluşmalarda gerçekleşen çalışmalarda, ihtiyaç doğrultusunda imaj yönetiminden itibar yönetimine; fiziksel görünümden motivasyon çalışmalarına uzanan geniş bir yelpazede programlar hazırlanıyor. Önemli olan neye ihtiyacınız olduğunu, yaşamda nereye gitmek istediğinizi birlikte kararlaştırmak ve kişiye uygun yol haritasını sunabilmek.

Kimyakariyerim.com ziyaretçilerine vermek istediğiniz son mesaj nedir?

Her şeyden önce kendinizi olduğunu gibi sevin. Olduğun gibi değerli ve özelsiniz. 7 milyar insan var 7 milyar tek insan. Sevilmek, değerli olmak için sürekli karşınızdaki insanın istediği insan olmanız gerekmiyor. Yarışmanız, kıyaslamanız da gerekmiyor. Özgüven de işte tam bu noktada duruyor. Size ait bir hayatı yaşarken ödediğinizi düşündüğünüz hiçbir bedel, kopya bir hayatı yaşarken ödeyeceğiniz bedelden ağır olamaz. Bu boyutta, bu bedende tek bir hayatınız var ve o hayatı siz belirleyeceksiniz. Yalnız şunu hiçbir zaman unutmayalım. Hiçbir şey altın tepside önümüze gelmeyecek. Bir örnek vermek gerekirse yazın şu kiloda olayım ama önüme gelen profiterolü de yiyeyim gibi bir yaklaşım çalışmaz.



4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince iş arayanlardan ücret alınması yasaktır.
Kimya Medya Yayıncılık ve İnsan Kaynakları Tic. A.Ş., Türkiye İş Kurumu'nun 25.02.2014 tarihli 640 No'lu lisans sahibi özel istihdam bürosudur.
Türkiye İş Kurumu İstanbul İl Müdürlüğü: 0212 249 29 87 Türkiye Çalışma ve İş Kurumu Şişli Şube Müdürlüğü: 0212 234 68 04