Aromsa'nın Kurucusu ve Genel Müdürü Murat Yasa'dan Gençler İçin Başarının Formülünü Aldık
  • Yayın Tarihi :28-08-2015
  • (Puanı 4.5/5 Yıldız) Toplam Oy: 6

 

Sektörün duayen isimlerinden Murat Yasa tüm samimiyeti ve güler yüzüyle karşıladı bizi odasında. Murat Bey odasını ve Aromsa tesislerini her biri farklı bir anıya sahip birçok özel eşyasıyla donatmış. Yılların birikimini ve tecrübesini taşıyan bu koleksiyon aynı zamanda Murat Bey’in iş ve kişisel yaşamı hakkında ipuçları da veriyor. Çok çalışmanın ve azmin iş hayatında başarının anahtarı olduğunu belirten Yasa, bunların yanında vizyonun ve pragmatik zekanın öneminin de altını çiziyor. Kendisi gibi başarılı bir kimya mühendisi olan babasının izinden giden Yasa, iş yaşamının yanı sıra ailesine de büyük önem veriyor.


Türkiye'nin en başarılı kimya mühendislerinden Murat Yasa'nın kariyer yolculuğu nasıl başladı? Bize hikayenizden bahsedebilir misiniz?

Türkiye'nin en başarılı kimya mühendisi tabiri biraz fazla abartılı olur. Ama matematiği biraz kuvvetli olan her mühendisin yapabileceklerini yaparak ben bu yolculukta iyi bir noktaya ulaştım. Yoksa ben öyle mükemmel bir kimya mühendisi değilim. Konu mühendislikten açılmışken burada belirtmeden geçemeyeceğim, dünyada ve bilhassa Türkiye'de mühendis kalitesi gittikçe düşüyor. Bu düşüşte çeşitli etkenler rol oynuyor. 

Bir işe başlarken 2 türlü fizibilite yapmak gerekir. Bunlardan ilki, seçilen işin doğru zamanda mı, doğru yerde mi ve de işi başlatacak kişinin karakterine uygun olup olmadığının belirlenmesidir. İkincisi de işin kendisinin fizibilitesidir. 

Bence ilk bölümün doğru hesaplanması işin başarıya ulaşmasında yüzde 51 etkendir. Örneğin bugün bir işe başlayacak olsam katiyen aroma üretimini düşünmez, daha çağdaş bir konu bulmaya çalışırdım. Ben bu işe 1980’li yıllarda başladım, o günün şartları: aromalardaki ithalat vergisinin yüzde 400 oranında olması, ülkedeki döviz kıtlığı, sanayiinin teknik bilgi eksikliği bana bu işe girişirken yeşil ışık yakan başlıca unsurlar oldu. 

İşe başladıktan sonra da hep Thomas Alva Edison'un "Sıkı bir çalışmanın yerini hiçbir şey alamaz. Deha; yüzde 1 ilham yüzde 99 terdir” deyişini hatırladım. İlhamın rolü yüzde 1 görünse de, aslında o yüzde 1’lik kısımdır bize başarılacak işin tarifini yapan. Bir insanın vizyonu ne kadar geniş olursa, pragmatik zekası, bilgi ve becerisi ne kadar fazla ise o yüzde 1’lik kısım o kadar sağlam ve doğru olur. Aslında geri kalan yüzde 99’luk kısım o yüzde 1’lik kısmın üzerine oturur. Edison'un deyişindeki gibi bu ikisi birbirinin tamamlayıcısıdır. Bir ülkede eğitim öğretimin kalitesi ne kadar yüksek olursa o ülke müteşebbislerinin yüzde 1’lik ilhamları o kadar başarılıdır. Maalesef son yıllarda eğitim ve öğretimin baş aşağı gittiği ülkemizdeki ilhamlar "cafe veya et lokantası açmak, beton dökmekten” ileri gidemiyor.




Aromsa'vı ortanca kızınız olarak tanımlıyorsunuz. Başarınızın sırrı işinize verdiğiniz değerde mi saklı?

Benim büyük kızım 1978, küçüğü ise 1983 doğumlu, Aromsa ise 1982 yılında kuruldu. Bu açıdan hareketle Aromsa'nın benim hayatımdaki yeri bambaşkadır. O benim ortanca kızımdır. 

Aromsa’nın bugün ulaştığı seviye birçok büyük rakibimizin satın alma iştahlarını kabartıyor. Bana devamlı Aromsa'yı satıp satmayacağımı soruyorlar. Ben de kendilerine insan kızını satar mı diye cevap veriyorum. 
Ben bu işe para için değil sevdiğim, bağımsız yapabileceğim bir işim olsun diye başladım. Daha ileriki yıllarda işin muhasebesini yapınca, benim başarılı olmamın başlıca nedeninin bu ülke insanının verdiği vergiler sayesinde bedava okumam olduğunun farkına vardım. Ben de ülkeye ödeyeceğim vergilerle, şirket çalışanlarına mutlu bir ortam sağlamakla, çevreye zarar vermeden iş yapmakla, yakın sosyal çevreyi eğitmekle bu borcu geri ödeyebileceğimi düşündüm. Yani kısacası benim işime verdiğim değer aslında, bana hayatımın ilk basamaklarında verilen bir fırsata borcumu ödeme amacı ile çalışmakla dolaylı olarak oluştu. 

Atatürk zamanında yurtdışına yollanan gençler daha sonra ülkeye mecburi hizmetle kendilerine yapılan yatırımı geri öderlermiş. Benimki de biraz ona benziyor ama tek farkı o gençler geri ödemeye mecburlarmış, beni ise vicdanım o yola itti. Benim babam da bu ülkenin verdiği bursla kimya mühendisliği diplomasını ABD’den almış. Ve 15 yıl boyunca devlete mecburi hizmet yaptı.

Ekibiniz çok sayıda değerli çalışandan oluşuyor. Kendinizi nasıl bir yönetici olarak görüyorsunuz?

Aslında her insan değerlidir, önemli olan o değerin kendiliğinden ortaya çıkamadığı durumlarda da o değeri hissedip ortaya çıkarmaktır. O değerin belirgin olduğu durumlarda yöneticiye gerek yoktur, o insan zaten işini en iyi şekilde yapar. İyi bir yönetici, saklı değerleri bulup ortaya çıkarandır. 

Ben insanları yönetmekten ziyade onların belirlenmiş bir ortak amaç uğrunda ne yapacaklarına kendilerinin karar vermesine yardımcı olmaya çalışırım. Ben, orduda marş çalacak orkestrayı idare eden komutandan ziyade, yaratıcılıkların öne çıktığı bir flarmoni orkestrasını koordine eden şef olmayı tercih ederim.

Peki etrafınızda görmek ve beraber çalışmak istediğiniz insanlarda aradığınız nitelikler nelerdir?

Gerçekleştirilebilecek hayalleri olan, pragmatik ve duygusal zekaya sahip, kalbi iyilikle dolu, konuştuğu zaman gözümün içine bakan dürüst insanlarla çalışmaktan çok hoşlanırım.

Eminiz ki sizi bu günlere getiren yolculukta birçok engelle karşılaşmışsınızdır, sizi motive eden faktör ne oldu?

Beni hayatta motive eden veya hırslandıran başlıca iki faktör oldu. Lise yıllarında ilk olarak 10. sınıfta fizik hocası ile takışmam sonucu zorla fen şubesinden edebiyat şubesine geçirilmem, daha sonra da 11. sınıfta tarih hocasının 2 verdiği imtihan kağıdıma Danıştay'ın 8 vermesi sonucu liseden Danıştay kararı ile mezun olmamın bende yarattığı eziklik ve başarma hırsı.
 
Zira o yıllarda çok revaçta olan Robert Koleji giriş sınavında başarılı oldum ancak, dava devam ettiği için lise diplomam yoktu, dolayısıyla okula kabul edilmedim.

İkincisi ise, ülkemiz insanının her yeniliğe negatif yaklaşmasına karşın benim lugatımda imkansız kelimesinin yer almamasıdır. Aroma üretimi Türkiye'de olmaz dendi, organik sentez reaksiyonları Türkiye'de yapılamaz dendi. Bunları gerçekleştirmek için sarf edilen gayretler benim için en büyük motive edici unsurlar oldu.


Başarınız sizi tatmin ediyor mu? Hedeflerinizi merak ediyoruz.

Aromsa'nın benden sonra da devam edeceğini hissettiğim gün, ki bunun gerçekleşeceğini gözlemliyorum, profesyonel anlamda tatmin olacağım. Ancak bir T.C. vatandaşı olarak gençlere uygar bir ülke bırakmada başarılı olamamış bir kuşağın ferdi olarak kendimi başarısız kabul ediyorum.

Biz karşımızda başarılı ve mütevazı bir iş adamı görüyoruz. İş hayatı dışında Murat Yasa'nın ilgi alanları, hoşlandığı şeyler nelerdir?

İş hayatım dışında kızlarım ve eşimle veya gerçek arkadaşlarım ile birlikte vakit geçirmek, konumla ilgili okumak veya araştırma yapmayı veya beğendiğim orkestra ve şeflerin klasik müzik konserlerine gitmeyi seviyorum.

Kimyakariyerim.com ziyaretçilerine vermek istediğiniz son mesaj nedir?

Röportajın başında belirttiğim Thomas Alva Edison'un söylediği sözü ve Fransızların meşhur özdeyişi "Si la jeunesse savait et la vieiliesse pouvait" yani "Yaşlılar yapabilse gençler bilseydi"yi uzun uzun düşünsünler. Hayatta geri gelmeyen tek şey zaman, gençliklerinin kıymetini bilsinler. Hayatta hiçbir zaman dürüstlükten sapmasınlar ve sabırlı olsunlar.















Röportajımızın ardından Aromsa tesislerinde küçük bir gezinti yaptık. Heykellerin ve bazı özel parçaların
ayrı ayrı hikayelerini dinledik. Örneğin genel merkezin girişindeki heykelin hikayesi Murat Yasa’nın etkilendiği "Japon Balıkçılar” öyküsüne dayanıyor. Bu heykel, meşhur heykeltıraş Engin Yontuç tarafından yapılmış. Japonların, açık denizde tuttukları balıkları tüketiciye diri ulaştırabilmek için içinde bir köpek balığı bulunan havuzlarda taşımaları bu heykele ilham olmuş. Bu havuzlarda küçük balıklar, büyük balıklardan korunmak için toplu halde dolaşıp onlara büyük bir balık görüntüsü vererek kendilerini koruyorlar. Murat Bey’e göre de piyasada firmalar kendilerini rekabetle diri tutmakta, yenilik yapmaktadırlar. Aynı şekilde firma çalışanları kenetlendikleri ve ekip ruhuyla çalıştıkları zaman rakiplere karşı güçlü bir şekilde varlıklarını sürdürebilmektedirler. Birlikten kuvvet doğar. L. Ron Hubbard’ın da dediği gibi "Gariptir ki insan ancak rekabetçi bir ortamda başarıyı yakalayabilir”.  


Gezintimize devam ederken tesisin Bilgi ve Belge Merkezi’ni de ziyaret ettik. Bilgi ve Belge Merkezi’nin varlık nedeninin Aromsa bünyesinde üretilen veya üretilecek olan ürünlerin Ar-Ge faaliyetleri öncesinde, bu çalışmalar gerçekleştirilirken ve sonrasında araştırmacıların bilgi ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu öğrendik. Bu merkezde araştırmacılar konuyla ilgili literatürü takip edebiliyor. Merkez ayrıca bütün personelin okuma alışkanlığı kazanmasına da yardımcı oluyor. Buradaki yayın koleksiyonunun ağırlıklı olarak gıda ve kimya teknolojisine yönelik olduğunu, bunun yanında yönetim bilimleri, kişisel gelişim, yerli ve yabancı edebiyata ait kitap, dergi ve görsel materyalleri içerdiğini gördük. Kitap Okuma Kulübü’nün her ay yeni bir kitapla buluştuğunu ve kitaba dair paylaşım toplantıları düzenlediklerini dinledik. Murat Bey’in ve yönetici kadronun, çalışanlarının kişisel gelişimine verdiği değer diğer şirketler için de örnek oluşturacak nitelikte.










 

4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince iş arayanlardan ücret alınması yasaktır.
Kimya Medya Yayıncılık ve İnsan Kaynakları Tic. A.Ş., Türkiye İş Kurumu'nun 25.02.2014 tarihli 640 No'lu lisans sahibi özel istihdam bürosudur.
Türkiye İş Kurumu İstanbul İl Müdürlüğü: 0212 249 29 87 Türkiye Çalışma ve İş Kurumu Şişli Şube Müdürlüğü: 0212 234 68 04