Psikolog-Yazar Prof. Dr. Acar Baltaş Sizin İçin Yanıtlıyor...
  • Yayın Tarihi :20-02-2015
  • (Puanı 0.0/5 Yıldız) Toplam Oy: 0

Psikolog-Yazar Prof. Dr. Acar Baltaş ile iş hayatında başarılı olmanın yolları, stresin insan yaşamı üzerindeki etkileri ve yeni mezun olacak kişilerin kariyer hedeflerini belirlemede nasıl bir yol izlemeleri gerektiği hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. 

Acar Baltaş Kimdir?

Prof. Dr. Acar Baltaş

Psikolog

Prof. Dr. Acar Baltaş, psikolojinin insan ihtiyaçları ve iş hayatının sorunları için bir çözüm olduğunu Türkiye’de geniş kitlelere gösteren bir öncüdür. Psikolog Dr. A. Baltaş bunu psikolojinin bilimsel değerinden ve temelinden ödün vermeksizin gerçekleştirmiştir. Stres ve beden dili kavramlarını Prof. Dr. Zuhal Baltaş’la birlikte Türkiye’ye tanıtmıştır.

Ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde tamamlayan Acar Baltaş, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Klinik Nörofizyoloji dalında Yüksek Beyin Fonksiyonları konusunda doktora çalışması yapmıştır. 1981’de Nörofizyoloji alanında Tıp Bilimleri Doktoru (M. Sc. Dr.), 1986 yılında Uygulamalı Psikoloji Doçenti, 1996 yılında da Profesör unvanını almıştır. 1977-1997 yılları arasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anabilim dalında çalışmıştır.

Prof. Dr. Zuhal Baltaş’la birlikte yazdıkları "Stres ve Başa Çıkma Yolları” ve "Bedenin Dili” adlı kitaplarının yanı sıra, öğrenmenin bilimsel temelleri ve bu temel üzerindeki uygulamalarını konu alan çalışmaları derlediği "Üstün Başarı”, "Ana-Baba El Kitabı”, "Ekip Çalışması ve Liderlik”, "Hayalini Yorganına Göre Uzat”, "Hayata ve İnsana Değer Katan Yeni IK”, "Türk Kültüründe Yönetmek” ve Baltaş Yönetim dizisi içindeki yedi el kitabının yazarıdır. Kitapları yasal yollardan 600 binden fazla satmıştır; yurt içinde ve dışında yayınlanmış 100’den fazla bilimsel çalışması bulunmaktadır.

1982 yılındaBaylor Collegeof Medicine’daPost Doctoral Fellowolarak çalışmış, 1993-1994 akademik yılındaLondra Üniversitesi St. George Medical School,Medical Psychologybölümünde Misafir Öğretim Üyesi olarak bulunmuş olan Prof. Dr. Acar Baltaş, 1996-1999 yılları ve 2005 yılında Türk A Milli Futbol Takımı’nın, 2002-2003 yıllarında Galatasaray’ın psikolojik danışmanlığı görevini yürütmüştür.

Prof. Dr. Zuhal Baltaş ile evli ve iki çocuk babasıdır. 

İş hayatında başarılı olmanın yolu 3 noktadan geçer. 

Üniversiteden yeni mezun olacak kişilere kariyer planlaması ile ilgili ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Kişi kariyer hedefini belirlerken okuduğu bölümün imkanları doğrultusunda bir yol mu izlemeli, yoksa mesleğinin ekonomik boyutunu düşünerek rağbet gören mesleklere mi yönelmeli? 

İş hayatında başarılı olmanın yolu 3 noktadan geçer:

Birincisi; yeterliliktir. Yatkınlığının, yeteneklerinin olduğu bir işi yapmak anlamına gelir.

İnsanlar yatkınlıklarının, yeteneklerinin olduğu işi severek yaparlar. Yani; ellerinden gelen işi yapmıyorlarsa "işimizi sevmemiz gerekiyor” sözü çok gerçekçi değildir… Dolayısıyla, ister Kimya’yı, isterse herhangi farklı bir dalı seçsinler, yatkınlıkları var ise, o iş ellerinden gelen en iyi işse, bu onların iş hayatında başarılı olmalarının birinci adımıdır.

İkincisi; çalışma ve yürekten adanmadır. Yeterlilik duygusu yaşayan çalışanlar emek ve zamanlarını ortaya koyarak fazladan çaba gösterirlerse, ‘saat 5’te mesai bitti’; ‘tatil benim zamanım, o saatte iş yapmam’ gibi düşünenlerin aksine farklı sonuçlar alırlar. İnsanların kendilerini işlerine adaması, işlerini hayatlarının bir parçası olarak görmeleri anlamına gelir.

Üçüncüsü; insan ilişkilerini iyi yönetmektir.

Kişinin kendisine sınırlar koyması, yaptığı işin karşılığını alamadığını düşünmesi ve kendini alacaklı hissetmesi, iş arkadaşlarıyla geçinememesi, bölümler arasında problemlere sebep olan kişileri işe alması gibi nedenler kişinin iş hayatında potansiyelini, zekâsını, yeteneklerini kullanmasını engelleyen faktörlerdir.

Mezun olacaklara önerim; yükselmeleri için işlerini hayatlarının bir parçası olarak görmeleridir.

Görmemeleri halinde borsaya girip istedikleri kadar para batırabilirler (gülüşmeler)…

Çalışanlar yaptıkları işi severek devam ettirmelerine rağmen bazı durumlarda sadece şirket içerisindeki olumsuz havadan dolayı mutsuz olabiliyorlar. Peki, çalışanlarının mutluluğunu ve verimliliğini sağlamak için bu gibi durumlarda işverenler neler yapabilir? 

İnsanlar, işlerinden ayrılmaz… Esas olarak insanlar, yöneticilerinden ve arkadaşlarından ayrılır. Dolayısıyla; bir kişinin bir iş yerinde devam etme nedenleri iyi arkadaşlık ve değer verilmektir. Para ise; bunlardan sonra gelir. Dolayısıyla; bu noktada iyi bir yönetici iyi bir kurum iklimi, iyi bir ekip yaratır. İnsanlar işlerini seviyor olabilirler, ancak kurum iklimi zehirleyici olabilir. Onun için de iyi bir yönetim, iyi bir yöneticilik esastır.

İş hayatına yeni atılan kişiler; kendi hayatlarında herhangi bir güçlüğü çözmüş insanlar değildir. Okula gitmeleri servisin yetişmesine bağlıdır; servise yetişmeleri ise ailelerinin sorumluluğundadır. Hiçbir sorumluluk almadan yetişen gençler aile içinde bir sorun yaşıyorlarsa bunu anne-babalarının , okulda bir sorun yaşıyorlarsa öğretmenlerinin çözmesini beklemiştir. İş hayatına girince de yöneticilerinin sorun çözmesini bekleyeceklerdir. Bu, en tehlikeli durumdur. Gençlerin öncelikle kendi çözecekleri sorunlara sahip çıkmaları, her şeyi yönetimden beklememeleri gerekir.

İşverenler açısından ise durum daha farklıdır. Bu konuda çalışanlarını olgunlaştırmak, işe alırken şartları çok iyi konuşmak, işin zorluklarını hafifletip imkânlarını abartmamak durumundadırlar. Çünkü insanlar, işe başlarken duymak istediklerini duyarlar. Bu sebeple; işverenler adına da yöneticiler adına da yapılması gerekenler bulunmaktadır. Yöneticiler adına yapılması gereken en önemli şey; insanların iş yerinden değil yöneticilerinden ayrıldıklarını bilmeleridir. Bu sözüm, çok sayıda işten ayrılmayla karşılaşan yöneticiler için daha da anlamlı olacaktır.

Yaptığı işin felsefesini bilmeyen insan; bu işin ya çırağı ya da teknisyenidir. 

Stresin insan yaşamı üzerindeki etkilerini düşünürsek, sizce iş stresinden kurtulmak için neler yapılmalıdır? 

‘Stresin insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri’ konusu, hakkında en çok cahilce laf konuşulan konulardan biridir. Uzun yaşayan insanların en önemli özelliklerinden biri; stresli bir işte ve talepkâr bir işveren ile anlam duygusu buldukları, başarı kazandıkları bir işte çalışmalarıdır.

Arkanıza yaslanıp bir an önce emekli olmayı beklemek, günlerini briç veya golf oynayarak geçirmeyi düşlemek, öbür tarafa gitmenin en kestirme yoludur. İnsanın sınırlarını zorlayan, başarısızlık duygusu yaşatan, anlam duygusu bulamadığı bir iş; yani "Ben bu işi niye yapıyorum?, Neden işe gidiyorum?, Gideceğim de ne olacak?, Akşam olsa da evime dönsem, Cuma olsa da hafta bitse…” demek, "Bir an önce ölsem!” demektir.

Dolayısıyla; insan işinin altında ezilirse, kötü iş ilişkileri var ise, işinde anlam duygusu bulamıyorsa bu durum, olumsuz iş stresi yaratır.

Bu, sağlık açısından da zararlıdır. İnsanı hasta eder, ömrü kısaltır.

İşverenlerin üzerine düşen görev; çalışanlara yaptıkları işlerin bütünün içindeki yerini göstermektir.

Yaptığı işin felsefesini bilmeyen insan; bu işin ya çırağı, ya da teknisyenidir.

Ne mutluluk ne de başarı ulaşılacak noktalardır. Bunların hepsi, yolculuğun kendisinden zevk alındığı takdirde insanın hayatına anlam katan durumlar ve kavramlardır. 

Sizce başarı nedir?

İnsan anlam arayan bir canlıdır. Anlam bulamayan insan, huzur bulamaz. İnsanlara ‘hayatınızda ne istersiniz’ diye sorduğunuzda ‘mutluluk ve başarı’ cevabını alırsınız. Ne mutluluk, ne de başarı ulaşılacak noktalardır. Bunların hepsi, yolculuğun kendisinden zevk alındığı takdirde insanın hayatına anlam katan durumlar ve kavramlardır. Onun için de gençlerin başarılı ve mutlu olacaklarını düşünmeleri en büyük yanılgıdır. Bu yanılgı; 30 yaşında, 35 yaşında, 40 yaşında, bütün virajlarda bir boşluk, bir bunalım doğurur.

Anne babalar çocuklarıyla başarı üzerine konuşuyorlar: ‘Kaç aldın, sınıfta kaçıncısın, ödevini yaptın mı?’… Bütün ilişki başarı üzerine kurulunca çocuğun/gencin bundan çıkarttığı anlam: "Benim değerim başarıya bağlıdır, başarılı olursam değerli olurum” fikri olur. Hâlbuki başarısızlık, hayatın en doğal parçasıdır. "Ben hayatımda hiç başarısız olmadım” diyen insan yalan söylüyordur. Başarısız olmamak için kişinin kendisine hiçbir zorlayıcı hedef koymaması gerekir. Başarıyı kutsallaştırdığımızda; başarılı olduğumuz zaman iyi, doğru, değerli; kadınsa güzel, erkekse yakışıklı olduğumuzu düşünüyoruz. Başarısız olunca da bunların tam tersi söz konusu oluyor: "Kötüyüm, yanlışım, değersizim, çirkinim…” İnsanların bu durumdan kaçmak için kullandığı 3 yol bulunuyor:

1. Sebebi kendi dışlarında arıyorlar.

2. Yalan söylüyorlar.

3. Hile yapıyorlar.

Bugün hayatın içinde gördüğümüz şeyler bundan ibaret. Çünkü değerlere dönük bir eğitim verilmiyor. Değerlere dönük bir eğitim dediğimiz zaman; şunu bilmek gerekiyor. Değerler tehlike, tehdit, haz ve menfaat durumlarında sınanır. Yani, herhangi bir şey içinde bulunduğum toplum, çalıştığım şirket ve benim için iyi ise öncelik sıralamasını nasıl yapmalıyız? Sıralamamız; ‘benim için mi, şirket için mi, toplum için mi’ olmalı?

Değerlerin farkında olmadığımız için kolayımıza geldiği gibi yaşıyoruz. Önemli bir maçta ‘corner’e çıkan hakemin ‘out’ verdiği topu ‘hayır, top benden çıktı’ dediği zaman da olay oluyor, tarihe geçiyor. Oysa yaptığı şey doğruyu söylemekten ibaret. Doğruyu söylemek, bu kadar istisnai bir durum haline geliyor. Bu da ne kadar değerlerin farkında olmadan yaşadığımızı gösteriyor.

Bu durum kendi dışımızda gibi gözükebilir ancak gençlerin seçimlerini yapması için çok önemlidir. Çünkü hayatta verilen iki önemli karardan biri mesleğini ve işini seçmek, diğeri hayat arkadaşını seçmektir. Kendi değerlerinin, karşısındakinin değerlerinin farkında olmayan, ‘değer nedir?’ bunun dahi farkında olmayan; karşısındakinin değerleriyle ilgili işaretleri anlayamayan, algılamayan iki genç bir araya geldiği zaman duygusal ve fiziksel çekicilik bittiğinde her durum bir karara, her karar da bir çatışmaya dönüşür. 

Son olarak kimyakariyerim.com ziyaretçilerine iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

İş arayanlar; başvuru yapacakları şirketi önceden araştırıp tanısınlar. Şirket hakkında bilgi topladıktan sonra başvuruda bulunsunlar. Mülakatlara hazırlıklı ve zamanında gitsinler. İnsan ilişkilerinin iş görüşmelerinde belirleyici bir rolü olduğunu bilsinler. Mülakatta hayatlarıyla ilgili olarak verebilecekleri en önemli cevap; taşıdıkları ve üstesinden geldikleri bir sorumluluk ve güçlükle ilgili olmalıdır.

Yöneticiler; birlikte çalıştıkları insanları ücret karşılığında emeklerini ve zamanlarını aldıkları insanlar olarak düşünmesinler. Yani; yaptıkları işler ile ilgili anlamlı bir gerekçe oluştursunlar. 

Psikolog-Yazar Prof. Dr. Acar Baltaş

4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince iş arayanlardan ücret alınması yasaktır.
Kimya Medya Yayıncılık ve İnsan Kaynakları Tic. A.Ş., Türkiye İş Kurumu'nun 25.02.2014 tarihli 640 No'lu lisans sahibi özel istihdam bürosudur.
Türkiye İş Kurumu İstanbul İl Müdürlüğü: 0212 249 29 87 Türkiye Çalışma ve İş Kurumu Şişli Şube Müdürlüğü: 0212 234 68 04