Renk ve Enerji Uzmanı Aydan Öztürkatalay sizin için yanıtlıyor...
  • Yayın Tarihi :20-02-2015
  • (Puanı 1.0/5 Yıldız) Toplam Oy: 1

Renk ve Enerji Uzmanı Aydan Öztürkatalay ile renklerin hayatımızdaki önemini konuştuk. İş görüşmesine giderken hangi renklerin tercih edilmesi gerektiğinden çalışma ortamlarımızı oluştururken kullanacağımız renk seçeneklerine kadar Aydan Hanım’ın renkler ve renklerin iş hayatımıza etkileri hakkında verdiği ipuçlarını keyif ve merakla okuyacaksınız. 

Okurlarımıza kısaca kendinizden ve profesyonel özgeçmişinizden bahsedebilir misiniz?

İstanbul'da, Mardinli bir babanın ve Selanikli bir annenin iki çocuğundan ilki olarak dünyaya geldim. Kültürel etkileşimin hâkim olduğu bir aile yapısı içinde büyüdüm; hayat felsefem doğunun sıcaklığıyla batının ilmini birleştirmek oldu. Kurtuluş İlkokulu'nu ve ardından Üsküdar Cumhuriyet Lisesi’ni dereceyle bitirdim. Hayallerimi süsleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’ne girdim ve orada ilk bayan Öğrenci Birliği Başkanı olarak ilk renkli yıllığı çıkardım.

Meslek hayatıma Eczacıbaşı Holding’de stajla başladım ancak Kimya Mühendisi olarak başladığım iş yaşantıma reklam sektöründe devam ettim. İlk olarak Hürriyet Reklam Danışma Merkezi’nde Reklam Danışmanı olarak işe başladım. Daha sonra ise; THY SKYLIFE Reklam Koordinatörlüğü, Kadınca Dergisi Reklam Müdürlüğü, Nokta Dergi Grubu (Nokta, Arkitekt, Borsacı, Ekonomik Trend, Bella, Bando) Reklam Müdürlüğü, TUREB’in önderliğinde Türkiye Tanıtım Projesi olan Crossroads Reklam Koordinatörlüğü, Makine İmalatçılar Birliği dergi grubu Reklam Koordinatörlüğü, Sektöreltürk Genel Müdürlüğü, bunun yanı sıra belediye başkan adaylarına Basın Danışmanlığı ve Şirket Danışmanlığı yaptım.

Yurtdışı seyahatlerimde şifa terapileri ile yakından ilgilenmeye başladım, eğitimimi alarak hayatım boyunca beni hep çeken renklere yöneldim. Bu iki enerji sistemini birleştirdim.

Gezdiğim bütün ülkeleri renklerle adlandırıyorum, insanların enerjilerini ve karakter analizlerini renklerle hissediyorum. 2012 yılında gerçekleştirilen LCW Waikiki markasının ilkbahar/yaz defilesinin Renk Danışmanlığını üstlendim. Aynı yıl içinde BOSAD (Boya Sanayicileri Derneği) için Renk Danışmanlığı ve Yaşar Holding’e bağlı DYO Boya Fabrikaları Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Renk Danışmanlığını yürüttüm. Ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi için mimarlık ve çevre projelerinde görev almaktayım. Şu an uluslararası bir firma olan Novartis'e bağlı sağlık güzelliğe yönelik Alcon grubunun Renk Danışmanlığını yürütüyorum.

Uzun yıllar bale eğitimi aldım. Suya olan büyük ilgimden dolayı Fenerbahçe Yat Kulübü'nde deniz ehliyeti kurslarına katıldım. Doç. Dr. Vural Karamustafaoğlu'ndan takı tasarım dersleri aldım. Öyle ki yaşantımın her anı renklerle dolu ve bu enerjimi günlük hayatımda aktif olarak kullanıyorum. Kızımın başarısı ve motivasyonu için bütün bu enerjimi kullandım ve güzel sonuçlarını gördüm. Şimdi bütün bu tecrübemi, yaşantımı ve enerjimi sizlerle paylaşıyorum.

Renklere olan ilginiz nasıl başladı?

Renklerle ilk tanışmam ortaokul yıllarımda gerçekleşti. Hayatımı değiştiren ve beni Kimya Mühendisliği Bölümü’nü okumaya yönelten kırmızı bir lahana lekesidir. Ortaokul yıllarında gittiğimiz bir restorantta garson salata servisi yaptığı sırada üzerimde beyaz bir gömlek vardı. Gömleğimin yakasına dökülen kırmızı lahananın bıraktığı lekeye eve dönünce beyaz sabun sürdüm. Gömleğim önce mor sonra mavi ve nihayetinde sarı bir renk almaya başladı. Bu görüntü beni çok etkiledi. Zaten renklere karşı doğuştan gelen bir ilgim vardı. Kırmızı ile maviyi titreşimlerinden gözüm kapalı iken dahi ayırt edebiliyorum. Daha sonra bu renk değişiminin nedenlerini incelemeye başladım ve lekede biyo pigment siyanürler olduğundan sabunun lekeye temasıyla içindeki hidrojenin etkisiyle rengin değişmeye başladığını öğrendim. Renklere karşı ilgimden dolayı Kimya Mühendisi olmaya karar verdim.

Seyahati çok seviyorum. İngiltere’de eğitim aldığım bir dönemde Newton beni çok etkiledi. Özellikle Cambridge’de botanik bahçede duran Newton'un başına düşen elma da itici bir güç oldu.

35 ülke gezdim ve gezdiğim ülkeleri de renklerle adlandırmaya başladım. Seyahatlerim bana yeni ufuklar açtı ve beni renklerle ilgili eğitim almaya yöneltti. Amerika’ya ilk gidişimde çocuklardaki pembe ve mavi akımların sebeplerini araştırdım. Ayrıca, Kanada’da şifa terapileriyle tanıştım. Almanya'daki bir sistemden aslında doktorların aldığı renk terapisi eğitimini aldım ve konusunda uzman bir beyin cerrahıyla da çalıştım.

"İş hayatında bir yerden bir şekilde başlamak gerekiyor. İş verilmez, alınır. Siz yeter ki bir yerden başlayın.”

İş arayan gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Türkiye, renkli bir ülke. Türkiye’deki sosyal yaşam ve doğal güzellikler başka ülkelerde yok. Açıkçası, Türkiye’den ayrılmış ve gittiği ülkede çok mutlu olmuş birine rastlamadım.

Bu nedenle, gençlerimize Amerika ve Avrupa hayallerinin aşılanmasına üzülüyorum. Çünkü pek çok üniversite mezunu gencimiz oralarda öğrenim gördüğü işin dışında ve nitelik gerektirmeyen işlerde, zor şartlar altında çalışıyorlar. Çalışan insanı çok seviyorum ve her sektördeki çalışanın başımın üstünde yeri var; ancak üniversite mezunu, kalifiye, genç bir mezunun kendi ülkesine değil de başka bir ülkeye hizmet etmesini kabul edemiyorum.

İnanıyorum ki; Türkiye’de işsizlik yok, iş beğenmemek var. Bence, iş hayatında bir yerden bir şekilde başlamak gerekiyor. Kendimden örnek vermek gerekirse; ilk işe başladığım zaman kendimi o işte gösterebilmek adına bana ne verildiyse kabul ettim. Yeni mezunların da iş başvurularında fazla talepkâr olmamaları gerektiğini düşünüyorum: fazla irdelemeyin ve özgeçmişinize maaş miktarı yazmayın. Bence iş verilmez, alınır. Siz yeter ki bir yerden başlayın.

Yurtdışından örnek vermem gerekirse; Kanada’da işe başlayacaksınız 3 ay gönüllü olarak işe gidiyorsunuz; yemeğiniz, yolunuz, sigortanız verilmiyor. Şirket, bu süre sonunda sizi beğenirse işe alıyor. Türkiye’de böyle bir durum söz konusu değil. Türkiye’de gelişen bir ekonomi var. Bir Türk’ü hangi ülkede bırakırsan bırak kıvrak zekasıyla yaşadığı yere adapte olur.

İş arayacak ya da aramakta olanlara tavsiyem; işe girmeden önce bir hobilerinin olması. Örneğin; dikiş kursuna gidin, kendi söküğünüzü kendiniz dikebilin ki, bir yandan ekonominize faydanız olurken diğer yandan kendi işinizi kendiniz yapabildiğiniz için mutlu olun. 

Hem iş arayan hem çalışanların kendilerini mutlu edebilmeleri için hayatlarına renk katmaları gerektiği görüşündeyim.Renkli giyinmek hayatlarına da renk katacaktır. Bir takı, bir cüzdanla renklenmeye başlayabilirler.

Özgüven; yapılan beceri bölü amaçlardır. Becerileriniz arttıkça amaçlarınız çoğalacak, hedeflerinize ulaşmanız ise kolaylaşacaktır.

"Hayatınıza gerçekten almadığınız şey sizin değildir; bu nedenle ben önce renkleri hayatıma aldım. Yapacaklarınıza önce siz inanacaksınız, daha sonra karşı tarafı ikna edeceksiniz.” 

Çalışan arkadaşlarımıza yönelik tavsiyeleriniz nelerdir?

Aslında, iş yerlerinde bir yaşam koçluğu sistemi olması gerektiği fikrindeyim. Birçok şirket de zaten bunu uygulamaya başladı.

Ancak bireysel olarak yapılabileceklerden bahsedersek; herkese ‘görüş açısı makinanızı’ açın diyebilirim. Hayattan aldığınız zevkleri arttırın. Örneğin; öğlen ofiste tıkılıp kalmayın, yürüyüşe çıkın veya güzel bir tabloya bakın. Yanınızda spor ayakkabılarınızı taşıyın, iş çıkışı otobüsten erken inerek evinize yürüyerek gidin. Bunların hiçbiri maddiyata dayalı şeyler değil.

Hayatınıza gerçekten almadığınız şey sizin değildir; bu nedenle ben önce renkleri hayatıma aldım.

Yapacaklarınıza önce siz inanacaksınız, daha sonra karşı tarafı ikna edeceksiniz. Bunun için de renklere ihtiyaç duyacaksınız. Renkleri kullanırken de aklınızı çalıştırmak zorundasınız.

Her zaman temeli boş olan güzelliklerin kalıcı olmadığına inanmışımdır. Akıllı insanlar önce kendilerine bir hedef koyar, o hedefe ulaşabilmek için sabreder ve sonuna kadar uğraşır; akıllı olmayan insanlar ise sadece dilek diler ve bir şey yapmazlar. Sürekli şikayet ederler. Aradaki tek fark budur. 

Bildiğiniz gibi çalışma ortamlarını çalışanlar seçemiyor ve çoğu zaman ortamda herhangi bir değişiklik gerçekleştiremiyorlar. Renklerin çalışma ortamına etkileri nelerdir?

Hayatımızın üçte ikisi kapalı alanlar olan iş ortamlarında geçiyor. Bu noktada duvar boyaları büyük önem taşıyor. Duvar boyaları, insan davranışlarına yön veren kimyasallardır. Aura adı verilen sahip olduğumuz manyetik alanımızı etkileyen dolaşım ve sinir sistemimiz bu renk titreşimli kimyasalların etkisi altındadır. Dolaşım sistemimizde 5 cm boyutunda ufacık bir çiviye tekabül edecek miktarda demir bulunmaktadır. Bu demir miktarı vücut sistemimizin elektro manyetik alanında önemli rol oynar. Manyetik alanlarımızın mutluluk, sağlık ve özel ilişkilerimize olan belirleyici etkisi yadsınamaz.

Kısacası; duvar boyası deyip geçmemeliyiz. Newton’un elmas bir prizmadan güneş ışığını geçirerek elde ettiği 7 rengin her biri sağlık, başarı ve mutluluğumuz için vardır. Önemli olan doğru renk ve mekân eşleştirmesidir.

Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit mavisi ve eflâtun. Bu yedi renk sağlık, mutluluk ve başarımızda 7 hormon bezimize karşılık gelmektedir ve vücudumuzda 7 enerji merkezi ile örtüşmektedir. Bu bezler aynı zamanda beynimizdeki hareketi de belirler. Örneğin; kırmızıyı gördüğünüzde heyecanlanır, adrenalin ve noradrenalin salgılarsınız, böbrek üstü bezleriniz çalışır. Bu nedenle yoğun toplantı ve stresli görüşmeler yaptığınız dönemlerde turkuaz rengi kırmızıyla beraber kullanmak gerekir. Turuncuyu gördüğünüz zaman sindirim sisteminiz çalışır, iştahınız açılır ama keyif alırsınız. Sarıyı gördüğünüz zaman sinir sisteminiz yatışır, mutlu olursunuz. Yeşili gördüğünüz zaman denge, huzur sağlarsınız ve kalbiniz rahatlar; çünkü yeşil gerçek sevginin rengidir. Çivit maviyi gördüğünüz zaman ise otoriteyi rahatlıkla sağlarsınız. Otorite sağlamayı şöyle açıklayayım; sağ ve sol beyin yarımküresi arasında otorite sağladığınız için düşüncelerinizde otorite sağlarsınız ve düşüncelerinizde otorite sağladığınız için de yaptığınız işte başarılı olursunuz.

Önemli olan iki yarım küreyi birlikte çalıştırmaktır. Renkler sağ beyin yarım küresinde yer alır. Çivit mavi, iştahı kapatarak kilo kontrolünü sağlar ve bulunduğunuz ortamda sizi güçlü kılar. Lacivert takım elbisenin sırrı da buradadır. İş adamları lacivert takım elbise ile beyaz gömlek giyerler ve son sözü söylemek için kırmızı kravat kullanırlar. Lacivert otorite sağlarken beyaz renk; vücutta melatoninde baskı kurar, mutluluk hormonu salgılatır ve böylece toplantıyı memnuniyet hissi ve başarıyla tamamlarsınız. Kırmızı da enerjinizi yükselten ve son sözü söyleten bir renktir. İş görüşmelerinde kırmızı rengi bir obje olarak mutlaka kullanmalısınız. Baştan aşağı tabii ki kırmızı giyinin demiyorum, ancak oje, aksesuar, kravat vb. ayrıntılarda kırmızı rengi kullanabilirsiniz.

Mavi renk ise; tansiyonu düşüren bir renktir ve tansiyonu yüksek olan insanların iş stresinden kurtulabilmek ve sakinleşebilmek amacıyla maviye bakmaları gerekir.

Eflâtun ise; iştah azaltan bir renktir ve uykuyu destekler. Eğer uyku bozukluğu yaşıyorsanız bu durum iş hayatınızı da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle eflâtun; yatak odalarınızda mutlaka kullanmanız gereken bir renktir.

"İş görüşmelerine giderken herkes heyecan duyar. Bu heyecanımızı bastırmak istiyorsak; turkuaz, kırmızı, yeşil renklerdeki kıyafetler giymeyi seçerek renklerin yatıştırıcı yardımını alabiliriz.”

Peki, iş görüşmelerinde ve çalışma ortamlarında kullanılmaması gereken renkler nelerdir?

Renkler, beyinde bir özgüven belirleyicisidir. İnsanların özgüvenlerini arttırmaları için renklere ihtiyaçları vardır.

İş görüşmelerine giderken herkes heyecan duyar. Bu heyecanımızı bastırmak istiyorsak; turkuaz yeşil ve mavi renklerdeki kıyafetleri giymeyi seçerek renklerin yatıştırıcı yardımını alabiliriz.

Kahverengi ve gri tonları ise; iş görüşmesine gidilirken seçilmemesi gereken renklerin başında yer alıyor.

Siyah ile beyaz zaten birer renk değildir. Siyah ile beyaz, gece ile gündüzün, yani ışıkların savaşıdır. Doğada hiç siyah renk bulunmaz; hatta zeytin bile sonradan siyah olur.

Siyah takım elbise giyebiliriz ancak takım elbisenin içine giyeceğimiz beyaz bir gömlek veya takacağımız kırmızı bir kravat ile veya kullanacağımız renkli takılar ile siyah rengi desteklemeliyiz. Çünkü koyu renkli giysiler vücutta melatonin hormonunu tetikler ve uykumuzu getirir. İş ortamında da bu durumun yaşanmasını elbette istemeyiz. 

Ergenlik çağına dek çok mutlu olan çocukların yaşamlarının sonraki döneminde yaşadığı mutsuzluğu neye bağlıyorsunuz?

Yaptığım araştırmalarda; çocukların ergenlik çağına kadar gerçekten mutlu olduklarını tespit ettim. Bunun nedeninin ise; hayatlarında bulunan renklilik olduğunu düşünüyorum. Çünkü oyuncaklar gerçek renkleri barındırıyor; duvar boyaları, yatak çarşafları aileler tarafından en güzel renklerden seçiliyor. Fakat çocuklar ergenlik çağına gelince kendi seçimlerini kendileri yapmaya başlıyorlar. Değişen moda akımlarına kapılarak renklerden uzaklaşıyorlar ve bunun sonucunda da mutsuzlaşıyorlar. Bakın Manchester Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada deneklere renkler gösteriliyor, mutlu olan gülmeyi başaran insanlar sarıyı seçiyor; mutsuz olan insanlar gri ve tonlarını seçiyorlar. Mutluluğun rengi sarıda yani; güneşin renklerinde saklı.

Türkiye’de ve dünyada en çok kullanılan renk çivit mavisidir. Türkiye’de renkler Doğu’ya gidildikçe canlanıp çeşitlenirken, Batı’da moda akımlarının etkisiyle griler, kahverengiler ve siyahlar hâkim olan renklerdir. 

Duvar boyası seçerken tercihlerimizi neye göre yapmalıyız?

Okul çağındaki çocukların odaları muhakkak sarı renkte veya sarının tonlarında renklere boyanmalı. Çünkü sarı; zekâ ve zihin faaliyetlerinin rengidir. Sizi mutlu eden sarı tonunu ise belirleyecek olan; sizsiniz. Eflâtun ve maviler ise ders çalıştırmaz, aksine kişiyi daha fazla yorar. Uykusuzluk probleminiz varsa duvarlarınızda pembe, lila, eflâtun gibi sıcak tonlar kullanmalısınız. İştah probleminiz, kilo probleminiz varsa çivit mavisi duvar boyası kullanmanız gerekmektedir. Asla kullanmamanız gereken renkler ise; beyaz, yeşil ve mavidir. 

Karakter ve renklerin etkileşimi söz konusu mudur?

Karakter, insanın düşüncelerini ve davranışlarını; davranışları ise karakterini belirler. Siz ne düşünürseniz o’sunuz. Aslında karakter, bir hayat belirleyicisidir. Renk şifredir, pin kodudur.

Mutluluk nedir? Elektro manyetik alanlarımızdaki sarı frekanslardaki hareketliliktir.

Cesaret nedir? Elektro manyetik alanlarımızdaki kırmızı frekanslardaki hareketliliktir.

Denge, huzur nedir? Elektro manyetik alanlarımızdaki yeşil frekanslardaki titreşimlerdir.

Barış, sakinlik nedir? Elektro manyetik alanlarımızdaki mavi titreşimlerdeki hareketliliktir.

Otorite nedir? Elektro manyetik alanlarımızdaki çivit mavisi titreşimlerdeki hareketliliktir.

Pozitiflik, egolardan uzaklaşmak nedir? Elektro manyetik alanlarımızdaki eflâtundaki hareketliliktir.

Pazartesi günleri şirkete giriş yaptığımızda biraz daha yorgun, mutsuz ve hatta karamsarız ancak haftanın ilerleyen günlerinde canlanıyor ve daha enerjik oluyoruz. Bunun renklerle ilişkisi nedir?

İnsanların bir önyargıları vardır. Bu nedenle hep siyaha yönelirler. Pazartesi günü insanlar işe gelmek istemezler. Siyah, gri ve kahverengi gibi koyu renklerin insanları maskeleme özelliği vardır. Özellikle siyah, vücuttaki melatonin hormonunu harekete geçirir ve kişiyi rahatlatır, uykusunu getirir. Böylece kendinizi gergin hissetmezsiniz. Fakat hafta sonu yaklaştıkça, Cuma günü tatile girecek olmanın verdiği mutluluk ile renklenir, şenlenirsiniz. Renkleri hayatınıza aldığınızdan itibaren Pazartesi Sendromu diye bir şeyi hayatınızdan çıkarmış olacaksınız.

İş hayatında mutluluğu sağlamak için nasıl beslenmeliyiz?

Mutluluk, beynimizde birçok etkilerle kendisini gösterir. Alışveriş beynimizce, parayla mutluluk almaktır. Ancak ihtiyaca göre alışveriş yapmamız gerekmektedir. Muhakkak mutlu eden endorfin salgılatan gıdaları tercih edin. Örneğin; muz, kuruyemiş, kırmızı biber, beyaz peynir, bal, badem, %70 kakao içeren siyah çikolata yiyebilirsiniz. Bunlar size mutluluk verecektir.

Renkler soğan sarımsak gibidir, her şeye iyi gelir.

Kırmızı fitokimyasalllı gıda grupları; likopen içerir. Likopen insanları gençleştirici etkiye sahiptir.

Sarı fitokimyasalllı gıda grupları; bağışıklık sistemini güçlendirir.

Turuncu fitokimyasalllı gıda grupları; göz ve damar sağlığımızı korur.

Mavi ve mor fitokimyasalllı gıda grupları; vücuttaki iltihaplanmayı engeller, kanserden korur.

Yeşil fitokimyasalllı gıda grupları; hücreleri ve göz sağlığımızı korur.

Açık beyaz fitokimyasalllı gıda grupları; tansiyonu dengeler, kolesterolü düşürür, çocukların IQ seviyelerini arttırır.

Mevsiminde rengi koyu parlak ve bol olan ne varsa yiyin.

Renkler beyni disipline eder! 

"Çalışma ortamınızda sarı rengi kullanarak mutlu olabilir, yeşil rengi kullanarak aradığınız huzuru bulabilirsiniz.” 

İş yerindeki kişilerin mutlu olabilmesi için neler yapmaları gerekiyor?

Çalışanların iş yerinde mutlu olabilmeleri için kendilerine ait görsel alanlar yaratmaları gerekiyor. Duvarları keyfinizce boyayamıyorsanız, bilgisayarlarınızın etrafında renkli objeler bulundurabilirsiniz. Kırmızı bir objeyi görüş alanınıza yerleştirerek enerjinizi yükseltebilir; turuncu bir eşya kullanarak çalışma ortamınızdan aldığınız keyfi arttırabilirsiniz. Çalışma ortamınızda sarı rengi kullanarak mutlu olabilir, yeşil rengi kullanarak aradığınız huzuru bulabilirsiniz. Mavi renk, çalışma ortamınıza barışçıl, sakin bir hava katarken, konsantrasyon için sarı ve çivit mavisini seçebilir, egonuzu eflâtun rengi objeler kullanarak kontrol altında tutabilirsiniz.

İş yerinize her gün rengârenk meyveler götürmek hem görsel hem fiziksel doyumunuzu sağlayacaktır.

Newton’un kristal prizmadan yansıttığı 7 rengi ve buna paralel olarak yedi günün olduğunu göz önünde bulundurursak, işe giderkenki kıyafet seçimimizde her güne bir başka rengi seçip kullanabiliriz.

Hayatınızda renklerin sesini açın. Renkleri hayatınıza aldığınız zaman tıpkı kelebek etkisi gibi ufacık bir hareket çok büyük farklar yaratır.

Okuyucularımıza iletmek istediğiniz son bir mesajınız var mı?

İçinizde ne varsa ancak onu yansıtırsınız, sevgi de bir yansımadır. İnsanları çok sevin.

İnsanların gerçekten doğru bir auraya sahip olması için güler yüz çok önemli. Doğru ve içten bir gülüş bütün kapıları açabilir.

Gençler, en önemlisi de şu ki; para mutluluk getirmiyor, ancak mutluluk para getiriyor. Mutlu olduğunuz zaman önünüzdeki imkânları kaçırmazsınız. Bu yüzden aşık olan insanlar başarılı oluyor çünkü frekansları yükseliyor.

Mutlu olmak için kendinizi sevin.

Aydan ÖZTÜRKATALAY

Renk ve Enerji Uzmanı

4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince iş arayanlardan ücret alınması yasaktır.
Kimya Medya Yayıncılık ve İnsan Kaynakları Tic. A.Ş., Türkiye İş Kurumu'nun 25.02.2014 tarihli 640 No'lu lisans sahibi özel istihdam bürosudur.
Türkiye İş Kurumu İstanbul İl Müdürlüğü: 0212 249 29 87 Türkiye Çalışma ve İş Kurumu Şişli Şube Müdürlüğü: 0212 234 68 04